FLAŞ HABER:
Ana Sayfa blog, Elazığ, Gündem, KÖŞE YAZISI, Uncategorized, uncategorized 19 Haziran 2026 11 Görüntüleme

İKİ YILDIR YAZIYORUZ… KİMİ GERÇEKLERİ OKUDU, KİMİ BİZİ GÖRMEZDEN GELMEYİ SEÇTİ!

Bugün benim için sadece bir gazetenin kuruluş yıl dönümü değil…

Bugün; gecesini gündüzüne katan bir emeğin, yok sayılmaya çalışılan bir mücadelenin ikinci yılı.

Siyasi Nabız Gazetesi bugün iki yaşında…

Ve ben bugün sadece teşekkür etmeyeceğim.

Biraz da içimde kalanları söyleyeceğim.

Çünkü bazen susmak nezaket değildir.

Bazen susmak, haksızlığa ortak olmaktır.

İki yıl önce büyük hayallerle çıktığımız bu yolda ne büyük sermayemiz vardı ne de arkamızı yaslayacağımız güçlü odalar…

Tek dayanağımız inandığımız gazetecilikti.

Kalemimize güvendik.

Vicdanımıza güvendik.

Okurlarımıza güvendik.

İki yıl boyunca Elazığ’ın her sokağını haber yaptık.

Acısını da yazdık…

Sevincini de…

Yanlışın karşısında durduk.

Doğrunun yanında olduk.

Hiç kimsenin kalemine kiralık olmadık.

Hiçbir makamın gölgesine sığınmadık.

Belki de bazılarını rahatsız eden tam olarak buydu.

Çünkü bu şehirde hâlâ basını; yalnızca kendi masasına oturanlardan, aynı fotoğraf karesine girenlerden ve aynı çay masasında buluşanlardan ibaret sanan bir anlayış var.

Makam odalarında verilen samimi(!) çay sohbetlerinde aynı isimler dönüp dururken, kapısını çalmayanları gazeteci yerine koymayan anlayış artık kimse için sır değil.

Gazetecilik, çay fincanlarının etrafında kurulan dostluklarla değil…

Sokağın gerçeğini yazabilme cesaretiyle ölçülür.

Ama ne yazık ki bazıları hâlâ emeği değil, yakınlığı ödüllendiriyor.

Bugün iki yıllık bir gazetenin değil…

İki yıldır dimdik ayakta duran bir mücadelenin yıldönümünü yaşıyoruz.

Ve bu vesileyle sadece teşekkür etmeyeceğim.

Bir sitemi de tarihe not düşeceğim.

Çünkü bazı sessizlikler, söylenen bütün cümlelerden daha yüksek ses çıkarır.

İki yıl boyunca bazıları sadece kendi yakın çevresindeki medya kuruluşlarını hatırladı.

“Özgür basın” dediler…

Ama desteklerini hep aynı kapılara bıraktılar.

“Eşitlik” dediler…

Ama yerel basın arasında görünmez duvarlar ördüler.

Aynı gazeteleri ziyaret ettiler…

Aynı isimleri kutladılar…

Aynı yayın organlarını görünür kıldılar…

Diğerlerini ise yok saymayı tercih ettiler.

Belki bunun adına nezaket dediler…

Belki tercih…

Ama ben bunun adına ayrımcılık diyorum.

Kutlamayanların sessizliği, kutlayanların sözlerinden daha gürültülüymüş.

İki yılda bir telefon çok görülmüş.

Bir “hayırlı olsun” mesajı fazla gelmiş.

Bir “iyi ki varsınız” cümlesi bile bazılarına ağır gelmiş.

Oysa aynı insanların başka gazetelerin yıldönümlerinde en önde olduğunu hepimiz gördük.

Oysa aynı makam odalarında saatler süren çay sohbetlerine, bol bol verilen fotoğraflara ve birbirini alkışlayan samimi(!) buluşmalara defalarca şahit olduk.

Demek ki mesele basın değilmiş…

Mesele tercihmiş.

Mesele eşitlik değil…

Yakınlıkmış.

Biz bunu unutmadık.

Çünkü unutulmaz olan söylenen sözler değil…

Gösterilen tavırlardır.

Aramayanlar…

Sormayanlar…

Kutlamayanlar…

Destek vermeyenler…

Aslında bize değil…

Kendi vicdanlarına ve adalet anlayışlarına not düştüler.

Şunu herkes bilsin…

Ben kimsenin masasındaki çayın şekeri olmak için gazetecilik yapmadım.

Ben halkın sesi olmak için bu yola çıktım.

Kapı kapı dolaşıp iltifat beklemedim.

Makam koridorlarında görünmek için kalem tutmadım.

Bir fotoğraf karesine sığacak kadar küçük hayallerim hiç olmadı.

Ben haberin peşinden koştum.

Doğrunun peşinden koştum.

Vicdanımın peşinden koştum.

Siyasi Nabız Gazetesi hiçbir zaman birkaç makamın ilgisiyle ayakta duran bir gazete olmadı.

Bizim gücümüz protokol listelerinden değil…

Halkın güveninden geldi.

Bugün iki yaşındayız.

Belki en çok desteklenen gazete olmadık.

Belki en fazla reklam alan olmadık.

Belki en çok resmi ilan alan olmadık.

Belki de en çok kollanan gazete hiç olmadık.

Ama vicdanıyla yayın yapan…

Kalemini eğmeyen…

Doğruyu yazmaktan korkmayan…

Hiçbir baskıya boyun eğmeyen bir gazete olmayı başardık.

Ve bunun gururunu hiçbir makam…

Hiçbir ayrıcalık…

Hiçbir imkân satın alamaz.

Bugün bana güvenen okurlarıma…

Haberlerimizi paylaşan herkese…

Yanımızda duran dostlarımıza…

Ve eleştirileriyle eksiklerimizi görmemizi sağlayan herkese yürekten teşekkür ediyorum.

Ama bir teşekkürüm daha var…

Bizi yok sayanlara…

Çünkü onlar bana çok değerli bir gerçeği öğretti.

İnsan alkışlarla değil…

Yalnız bırakıldığı günlerde ne kadar güçlü olduğunu öğreniyor.

Bir gazetenin büyüklüğü kaç makamda ağırlandığıyla değil…

Kaç doğruyu yazabildiğiyle ölçülür.

Bugün bizi görmezden gelenlere de son bir sözüm var:

Siz yok saymayı tercih ettiniz diye biz yok olmadık.

Tam tersine…

Her görmezden gelişiniz bizi biraz daha büyüttü.

Her sessizliğiniz bize yeni bir motivasyon verdi.

Her ayrımcılık ilkelerimize daha sıkı sarılmamızı sağladı.

Çünkü biz kimsenin himayesinde doğmadık.

Kimsenin desteğiyle büyümedik.

Ve Allah’ın izniyle kimsenin lütfuyla da var olmayacağız.

Siyasi Nabız Gazetesi bugün iki yaşında…

İlk günkü cesaretimle, ilk günkü heyecanımla ve ilk günkü inancımla yine aynı sözü veriyorum:

Kalemimi hiçbir makamın gölgesine bırakmayacağım.

Doğruyu yazmaktan vazgeçmeyeceğim.

Çünkü bazıları makam odalarında çay içmeyi seçerken…

Ben sokağın nabzını tutmayı seçtim.

Ve inanıyorum ki tarih…

Çay fincanlarının etrafında kurulan dostlukları değil…

Halk için atılan manşetleri hatırlayacak.

İki yıldır eğilmedik.

İki yıldır susmadık.

İki yıldır korkmadık.

Ve bilinmesini isterim ki…

Bugünden sonra da eğilmeyeceğiz.

İyi ki doğdun Siyasi Nabız Gazetesi…

Bu daha başlangıç…

 

Lütfen Paylaş

Yorumlar

Tema Tasarım | Osgaka.com