FLAŞ HABER:
Ana Sayfa blog, Elazığ, Genel, Gündem, KÖŞE YAZISI 8 Şubat 2026 92 Görüntüleme

“Kuvayı Milliye Şalvarlıydı, Peki Sen Kimin Yanındaydın?”

Her geçen gün kadın cinayetleriyle, şiddetle, adaletsizlikle boğuşan bir ülkede; yıllar geçiyor ama zihniyet yerinde sayıyor.

Bir gün bir kadının başörtüsü dert ediliyor,

ertesi gün eteği,

bugün ise… şalvarı.

Evet, yanlış duymadınız.

Mesele yine bir kadının ne yaptığı değil, ne giydiği.

Mesele yine emek değil, liyakat değil, hizmet değil.

Mesele yine kadının bedeni, kıyafeti, görünüşü.

Ve işte tam bu noktada sorulması gereken soru şudur:

Bir kadının kıyafeti üzerinden siyaset yapılmaya başlandığı anda, orada demokrasi kalır mı? Ahlak kalır mı? Vicdan kalır mı?

Bugün Eskişehir/Mihalgazi Belediye Başkanı üzerinden kullanılan dil, yalnızca bir kişiyi hedef almıyor.

Bu dil, bu ülkedeki tüm kadınlara yönelmiş kirli bir saldırıdır.

“Şalvarlı kadın”, “ahır”, “inek sağmak”…

Bunlar siyaset değildir.

Bunlar fikir hiç değildir.

Bunlar ancak zihinsel bir çürümenin, bir aşağılamanın, bir erkek egemen kibirin dışavurumudur.

Buradan açıkça söylüyorum:

Bu dili kullananlar, bu ülkenin Milli Mücadele hafızasına da, kadın onuruna da yabancıdır.

Çünkü bu topraklarda şalvar;

küçümsenecek bir kıyafet değil,

cepheye mermi taşıyan anaların üniformasıdır.

Kuvayı Milliye döneminde, cephe gerisinde silah taşıyan, yaralı saran, tarlada üretip cepheye ekmek gönderen kadınların büyük çoğunluğu şalvarlıydı.

Şerife Bacı, Kastamonu yollarında donarak şehit olurken üzerinde Paris modası mı vardı?

Nene Hatun, Erzurum tabyalarında düşmana karşı dururken etek boyu mu tartışılıyordu?

O kadınlar nasıl giyindikleriyle değil,

nasıl direndikleriyle tarih yazdı.

Bugün ise utanmadan, bir kadının belediye başkanı olup olamayacağı kıyafeti üzerinden sorgulanıyor.

Oysa asıl sorulması gereken çok nettir:

Adil mi?

Liyakatli mi?

Halkına hizmet ediyor mu?

Ama hayır…

Zihinler hâlâ kadının bedeniyle, başıyla, eteğiyle, şalvarıyla meşgul.

Burada mesele bir parti meselesi değildir.

İktidar olur, muhalefet olur; sağ olur, sol olur…

Kadının kıyafeti üzerinden kurulan her cümle, hangi ideolojiden gelirse gelsin, aynı karanlığa hizmet eder.

Kadın haklarını savunduğunu iddia edip bir kadını “kılığı” üzerinden aşağılayan da,

“muhafazakârım” deyip kadını eve, ahıra, mutfağa hapseden de

aynı baskıcı zihniyetin farklı maskeleridir.

Bu ülkenin kadınları;

batıdan doğuya, kuzeyden güneye

tarlada, fabrikada, üniversitede, belediyede, mecliste

var olma mücadelesini kıyafetle değil, emekle verdi.

Ve hâlâ veriyor.

Kadının insan hakları, ne giydiğine göre değişmez.

Kadının onuru, bir tweetle ayaklar altına alınamaz.

Kadının aklı, şalvarla ölçülemez.

Asıl utanç verici olan;

bir kadının kıyafetini diline dolayacak kadar sığlaşmış bir siyasettir.

Bugün susarsak, yarın sıra başka bir kadına gelir.

Bugün “şalvar” denir, yarın “etek”,

öbür gün “başörtüsü”, sonra “pantolon”.

O yüzden buradan net söylüyorum:

Kadınların kıyafetine uzatılan dil kabul edilemez. Nokta.

Bu ülke, kadınlarıyla kurtuldu.

Kadınlarıyla ayağa kalkacak.

Ve hiçbir zihinsel karanlık bunu değiştiremeyecek.

— Dilan Tuğba Macit

Lütfen Paylaş

Yorumlar

Tema Tasarım | Osgaka.com